17 Şubat 2008

lost in translation


Sana söylemem gereken bir şey var..

















hep insanlara biraz tepeden baktığımı düşünürsün..rahat olmadığımı ve hiçbir şeyi oluruna bırakmadığımı..aslında sadece şanslı olmadığımı söyleyebilirsin..tanrıya inanacak ve her şeyi oluruna bırakacak kadar şanslı.. ayrıntıcı olduğumu söyleyebilirsin..ve zaman zaman büyük resmi kaçıran biri..insanlara tepeden baktığım doğru değil..aslında herkesi sevmek istiyorum..çoğalmak tereddütsüz ve durmamak..onlarla gülmek istiyorum ve ağladığımda onlarla ağlamak.. farkında olmalarını isterdim galiba en çok, başımıza gelen her şeyin saçmalığını..buna rağmen her gün yeniden başlarken her şeyi ilk seferki gibi ciddiye alacağımızı..tüm bu olup bitenler öyle manasız ve saçma ki tanrının bu evreni bizim için yarattığı inancı bile görmezden gelmeye yetmez bu saçmalığı..sadece saçma, kötü değil.. ironik hatta, çoğu zaman eğlenceli..çok nüktedan bir tanrı olsa gerek yukarıdaki…
küçük ayrıntılar var beni diğerlerinden ayıran..ve onlar bir araya geldiğinde öyle büyüyorlar ki sanırım onları görmezden gelemiyorum..ilginç olmayan biriyle konuşamıyorum..aptalları sevmiyorum...ama hep birlikte olmayı istiyorum..o inceliğe sahip olmayı…
bir insanı sevmek isteyebilir miyiz ki…sanırım istemekten vazgeçip sevenler yiyor bu dünyanın kaymağını..
ama bazen ve birden bire, o büyülü anlarda, insanları öyle seviyorum ki sadece nefes alıp verdikleri için..sadece bu dünyada hep birlikte tek başımıza olduğumuz için ..ve sadece bu saçmalığın içinde olup yürüyüp gitmeyi seçtikleri için.. nadiren kahkahalarla güldükleri ve acı çektikleri için..birbirimizi bir an bile anlamamışken, aslında belki de hiçbir farkımız olmadığı için…



dyg

0 comments:

  © Blogger template 'iNY' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP